BİR VİZYONUN GERÇEK SAHİBİ: Şafak SOL
— Şafak SOL yalnızca bir güzellik merkezi mi kurdu?
Hayır.
Sağlık, estetik, teknoloji ve turizmin gelecekte aynı sistem içinde buluşacağını gördü.
— Hazır ve kuralları belirlenmiş bir sektörde mi ilerledi?
Hayır.
Henüz adı, mevzuatı ve kurumsal yapısı bulunmayan bir alanın kuruluş yükünün yaratıcı düşünce sürecini üstlendi.
— Mesele yalnızca güzellik miydi?
Hiçbir zaman. Mesele; insan sağlığı, güvenli hizmet, seçme hakkı, eğitim, yatırım, istihdam ve Türkiye’nin geleceğiydi.
— SOL, vizyonuyla dünyanın dönüştüğünü; rekabet ortamının Türkiye’nin coğrafi konumunu dahi etkileyecek kadar ciddi olduğunu vurguladı mı?
Vurguladı.
— Sağlık ve güzellik hizmetlerinin; mevcudu koruyan, düşünen ve düşündüren bir disiplin içinde yürütülmesi gerektiğini savundu mu?
Savundu.
— Kimsenin henüz göremediğini gördü; gördüğünün ne olduğunu başkaları da görene kadar tek başına anlattı mı?
Anlattı.
— 1999 yılından itibaren, kafasındaki şehri, memleketi ve nasıl bir Türkiye hayal ettiğini anlattı mı?
Anlattı.
— Turist sağlığının öneminin hızla ele alınması gerektiğini söyledi mi?
Söyledi.
— Gerekli önlemler zamanında alınmazsa, 1990’lı yıllarda tekstil sektöründe yaşanan krize benzer biçimde hem sağlık hem de turizm sektöründe ciddi sorunlar yaşanabileceği uyarısında bulundu mu?
Bulundu.
— Hekimlerin görev yaptığı, teknolojiyle donatılmış sağlık kuruluşu modelini hayata geçirdi mi?
Geçirdi.
— Kadınlarla erkeklerin aynı nitelikli hizmetten yararlanabileceğini söyleyerek yerleşmiş toplumsal algıyı değiştirdi mi?
Değiştirdi.
— Türkiye’de estetik ve güzellik alanının denetimli, bilimsel ve kurumsal bir yapıya kavuşması için mücadele etti mi?
Etti.
— Sağlık teknolojilerinin ülkeye gelmesine, tanınmasına ve kullanılmasına öncülük etti mi?
Etti.
— İzmir’de sağlık fuarının kurulması için sağlık ve güzellik sektörlerini bir araya getirdi mi?
Getirdi.
— Onca hastane ve sağlık kuruluşu arasında, Türkiye’nin kalkınması için uluslararası Anti-Aging Kongresi’ne katılan ve logosu TRT’nin logosuyla aynı yerde yer alan tek isim miydi?
Evet.

Şafak SOL’un hikâyesi, kurulmuş bir sistemin içinde başarı kazanma hikâyesi değildir. O, İzmir’den Türkiye’ye ve dünyaya yayılan vizyonun sistemini kurdu.
— Televizyonlarda yıllarca sağlıkçıların, çalışanların, yatırımcıların ve toplumun sesi oldu mu?
Oldu.
— Sağlık turizmini yalnızca yabancı hastaların Türkiye’ye gelmesi olarak mı gördü?
Hayır.
Sağlığı; turizm, ulaşım, konaklama, üniversiteler, hastaneler, eğitim, teknoloji, istihdam ve şehir ekonomisiyle birlikte kalıcı çözümlerle ele aldı mı?
Aldı.
— Türkiye’nin coğrafi konumunun sağlık ve turizm yoluyla büyük bir kalkınma gücüne dönüştürülebileceğini yıllar önce söyledi mi?
Söyledi.
— Dijital kayıt, veri yönetimi, denetim ve kurumlar arası haberleşme ağının zorunlu olduğunu öngördü mü?
Öngördü.
— Bunları dijitalleşme bugünkü kadar yaygınlaşmadan önce devletin önüne koydu mu?
Koydu.
— 2009 yılında dönemin Sağlık Bakanı Recep Akdağ’a; uzun yıllardır sahada uyguladığı ve kalıcı çözüm olarak geliştirdiği modeli, sağlıkta dönüşüm ve sağlık turizmi başta olmak üzere millî değerlerimiz çerçevesinde İzmir’in pilot bölge olarak ele alınması ve sağlık ile turizmde dijitalleşmenin önemine ilişkin önerilerini bizzat makamında aktardı mı?
Aktardı.
— Aynı görüşmede medikal estetik lazer cihazları ile lazer epilasyon cihazlarının niteliklerini ve bu nitelikler bakımından cihazların devlet hastanelerinde kullanılmasının sağlık hizmeti ve kamu maliyeti açısından doğuracağı sorunları, devletin karşı karşıya kalacağı mali yükü anlattı mı?
Anlattı.
— Yine aynı görüşmede, devlet hastanelerinde sağlık hizmetlerinin genişletilmesi kapsamında sahada uygulanan doğal ve tamamlayıcı yöntemlerin önemini vurgulayarak; vatandaşların bu yöntemlere ihtiyaç duyduğunu, bu hizmetlere devlet hastanelerinde daha ekonomik koşullarda erişmelerinin mümkün olacağını, bu nedenle söz konusu uygulamaların sağlık hizmetlerine acilen dâhil edilmesini ve vatandaşların devlet hastanelerinde bu uygulamalardan yararlanabilmesini önerdi mi?
Önerdi.
— Yirmi altı maddelik haftalarca hazırladığı eylem planında sorun ve çözüm yolunu da gösterdi mi?
Gösterdi.
— Güzellik merkezlerinin yok edilmesi yerine sağlık kuruluşlarına dönüştürülmesini savundu mu?
Savundu.
— Binlerce insanın emeğini, yatırımını ve geleceğini ilgilendiren kritik anda geri çekildi mi?
Hayır.
— Ankara’da binlerce kişi evine döndüğünde, kar altında tek başına kalıp mücadelesini sürdürdü mü?
Sürdürdü.
— Hekimlerin yalnızca aldıkları diplomayla meslek hayatlarını sürdürmelerinin yeterli olmadığını; tıp ve teknoloji geliştikçe hekimlerin de sürekli eğitimle desteklenmesi gerektiğini söyledi mi?
Söyledi.
— Hekimlerin bu eğitimlerinin yalnızca kendi imkânlarına bırakılmaması, devletin eğitim ve ekonomik destek sağlaması gerektiğini söyledi mi?
Söyledi.
— Hekimin kazandığı parayı yata, kata yatırabildiğini; buna karşılık sürekli gelişen tıbbi teknolojiye ulaşmanın araştırma, yatırım ve ciddi ekonomik kaynak gerektirdiğini anlattı mı?
Anlattı.
— Tıbbi cihazların araştırılması, ithalatı, üretimi ve ihracatının bir bütün olarak ele alınması; bu alandaki yasal düzenlemelerin ve denetimlerin zamanında yapılması gerektiğini söyledi mi?
Söyledi.
— Teknoloji ve cihazlarla ilgili düzenlemelerin geciktiğini anlattı mı?
Anlattı.
— Arka sanayide üretilen birtakım kırmızı ışıkların “lazer” diye insanlara uygulanamayacağını; bunlara müdahale edilmesi ve gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini yıllar önce hatırlattı mı?
Hatırlattı.
— Hekimlerin yeni bilgi, yöntem ve teknolojilere ulaşmasındaki gecikmenin bedelini hastaların sakatlıkla, ağır sağlık kayıplarıyla, hatta yaşamlarıyla ödeyebileceğini söyledi mi?
Söyledi.
— Sağlık çalışanlarının hekim hatalarının sonuçlarına tanık olduğunu; bilim ve teknoloji adına yapılan yanlış ya da yetersiz uygulamaların insan hayatına mal olabileceğini anlattı mı?
Anlattı.
— “Hekime ek eğitim şart; devlet bunu yapabilir.” dedi mi?
Dedi.
— Bu dönüşüm yalnızca kendi kuruluşunu mu ilgilendiriyordu?
Hayır. Bir sektörün çalışanlarını, hekimlerini, yatırımcılarını, teknolojik birikimini ve millî serveti koruyordu.
— Tek hekimle çalışan polikliniklerin sürdürülemeyeceğini yıllar önce gördü mü?
Gördü.
— 2015 yılında başladığı ve 2020 yılında tekrar, Sağlık Bakanlığına imzalı müracaatta bulunarak ikinci hekim ihtiyacını resmî kayda geçirdi mi?
Geçirdi.
— Bu talep daha sonra bütün Türkiye’yi ilgilendiren bir uygulamaya dönüştü mü?
Dönüştü.
— Çözüm kendi kurumuna yetişti mi?
Hayır. Evini ve arabasını satarak ayakta tuttuğu kuruluşunu devrettikten yalnızca iki ay sonra ikinci hekim izni çıktı.
— Bir unvanı, devlet bütçesi ya da arkasında hazır bir kurum var mıydı?
Yoktu.
— Buna rağmen bir telefonuyla dengeleri değiştirdi mi?
Değiştirdi.
— İzmir Ticaret Odası seçiminde, onun bir sözüne duyulan güvenle oyların kendi tercih ettiği isimde birleşmesini sağladı mı?
Sağladı.
— Desteğiyle güç kazanan kişi, daha sonra Şafak SOL’a haksızlık yaptı mı?
Yaptı.
— Buna rağmen ülkesine çözüm üretmekten vazgeçti mi?
Vazgeçmedi.
— İzmir’den başlayan sağlık turizmi modelini yalnızca bir şehir projesi olarak mı hazırladı?
Hayır. İzmir’i merkez alan, fakat Türkiye’nin bütün illerini kapsayan bir kalıcı kalkınma modeli kurdu.
— Sağlık Bakanlığını, Kültür ve Turizm Bakanlığını ve Millî Eğitim Bakanlığını aynı hedefte, ulusal ve uluslararası buluşturmayı önerdi mi?
Önerdi.
— Üniversite–hastane iş birliklerini, nitelikli istihdamı, eğitimi, yatırımı ve ortak dijital ağı aynı projenin içine yerleştirdi mi?
Yerleştirdi.
— Kadın kooperatiflerine yalnızca destek çağrısı mı yaptı?
Hayır.
Anadolu’yu baştan aşağı gezerek doğuyla batıyı birleştirdi. Anadolu’nun üretici kadınlarını teknoloji, iletişim, pazarlama ve küresel pazarla buluşturacak bir sistem tasarladı.
— Bütün bunları resmî bir makamın gücüyle mi yaptı?
Hayır.
— Farklı siyasi görüşteki bir iktidara, ülkesinin geleceği için çözüm götürmekten kaçındı mı?
Kaçınmadı.
— Bu yüzden yıllarca karşılaştığı hemen herkes, “Size bir şey sorabilir miyim; siz gizli AKP’li misiniz?” diye sordu mu?
Sordu.
— Peki, gizli AKP’li miydi?
Hayır. Mesele vatandı.
— Bugün dünyada sağlık, estetik, teknoloji, kişisel bakım, turizm ve iyi yaşam aynı büyük ekonominin parçaları hâline geldi mi?
Geldi.
— Şafak SOL, bu alanların bir gün birleşeceğini Türkiye’de çok daha önce görmüş müydü?
Görmüştü.
— Bugün olağan kabul edilen bu model, o yıllarda olağan mıydı?
Değildi.
— Fikirleri hemen anlaşılmak istendi mi?
Hayır.
— Karşılığında yalnızca takdir mi gördü?
Hayır.
Direnç gördü, eleştirildi, yalnız bırakıldı, zamanından, ailesinden, servetinden ve sağlığından bedel ödedi.
— Yıllar sonra önerdiği sistemler uygulamaya girerken adı her yerde anıldı mı?
Hayır.
— Adının anılmaması, yüzünün unutturulmaya çalışılması, fikrin ilk sahibini değiştirir mi?
Değiştirmez.
— Şafak SOL bir başkasından ilham aldı mı?
Hayır.
Onun yaptıkları, ne meçhul insanların devamı ne de meçhul insanların emeklerine konmaktır. Fikirlerinin, çalışmalarının ve mücadelesinin kaynağı kendi aklı, emeği ve ilk yıldan itibaren sahada edindiği gözlemlerinin bir ürünüydü.
Şafak SOL’ un hikâyesi, ardında hiçbir kurum, dernek, kurul olmadan, yıllar öncesinden kurulmuş modern bir sistemin içinde başarı kazanma hikâyesi değildir.
Onun hikâyesi; henüz kimsenin bütününü göremediği çarpık bir sistemi görmek, ihtiyaçların adını koymak, çözümünü hazırlamak ve bedelini ödemektir.
O, ayrı ayrı duran sektörleri bir ülkenin kalkınma zincirine dönüştürdü. Sağlığın güvenliğini, insanın seçme hakkını, hekimin çalışma düzenini, yatırımcının geleceğini, teknolojinin gücünü, turizmin gelirini, kadının üretimini ve devletin sorumluluğunu aynı aklın içinde buluşturdu.
Türkiye’de Sağlıkta Dönüşüm: Çeyrek Asrı Aşan 32 Yıllık Belgeli Bir Tarih ve Kronoloji Ortada
Şafak SOL’un adı işte bu nedenlerle, bu dönüşümün en başındadır. Onun adı başarı ortaya çıktıktan sonra eklenemez.
Onun adı, başlangıcına yazılmalıdır.
Çünkü tarih, her zaman bir gemicinin istediği rüzgârı estirmez; sonuçların çevresinde sonradan görünenleri konuşmaz. Sonuç henüz ortada yokken fikri kuranları, kurduğu fikrin peşinden ölümüne mücadele edenleri ve bedel ödeyenleri konuşur, yazar.
Bu bir övgü talebi değildir.
Bu, bir emeğin, bir fikrin ve dünyaya yayılan bir vizyonun gerçek sahibine teslim edilmesidir.
Adresi bellidir: Şafak SOL
Takdir görmedi mi? Gördü. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, personeline yönelik indirim anlaşması yapmak üzere kapısını çaldığında, bu anlaşmayı kabul etmesi dört ay sürdü. Çünkü 15 yıl tırnaklarıyla kurduğu emeğin ardından, doktorların dolgu ve botoks işlemlerini paylaşamaması nedeniyle yerinde planlanamamış poliklinik süreci, yalnızca boğarak öldüren bir can simidi gibi sunulmuştu. Poliklinik dönüşümünde kendi çalışma belgesinin “poliklinikte estetisyen çalışamaz” denilerek iptal edildiğini öğrendiğinde ise yılların bedelleri halâ oradaydı.
Ve bütün bunların ardından, o soruyu artık daha yüksek bir sesle sormak gerekiyor:
KİMLER BAKAN OLMAMALI?

Şafak SOL: Kimler Bakan Olmamalı?
Şafak SOL, Türkiye’nin geleceğini yönetecek isimlerin dünyaya açık, bilimi ve teknolojiyi takip eden, küresel rekabeti okuyabilen bir vizyona sahip olması gerektiğini savunalı 30 yıl oldu. Son 26 yıldır bunun mücadelesini veriyor. Gençlerden beklenen vizyonun ve ailelerin taşıdığı yükün, ortak paydada bulunması gerektiğini savunuyor.
EĞİTİM
TEKNOLOJİ
SAĞLIK
TURİZM
SAĞLIK TURİZMİ
KÜRESEL REKABET
GENÇLİK
TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ
başlıklarını vurguladı.
Bir bakan düşünün ki;
Dünyadaki gelişmeleri, teknolojiyi ve küresel rekabeti anlatıyorsunuz…
Sert bir biçimde susturuluyorsunuz.
Ve ardından yüzünüzün ortasına oturan yanıt:
“Dünya bizi ilgilendirmiyor.”
Yazar: Şafak SOL
Şafak SOL 



